Güneşin doğduğu her gün Filistinliler, bulunduğu her yerde Filistin halkına yönelik gerçekleştirilen yeni bir saldırı ve yeni bir ihlal ile uyanmakta.
Filistin halkı kahraman Gazze’de açlığa ve ambargoya maruz kalırken aynı halk sabırlı Batı Yaka’da da bütün dünyanın gözü önünde, İsrail ordusunun ve cani liderlerinin koruması altında ve azmettirmesiyle hareket eden Yahudi yerleşimcilerin çeşitli saldırılarına maruz kalmaktadır.
Sivil insanlar öldürülmekte, toprakları ellerinden alınmakta, ağaçları sökülmekte ve evlerine baskınlar düzenlenmekte, camileri yakılmakta, ekinleri tahrip edilmekte ve evleri yıkılmakta, her gün onlarcası sürgüne gönderilmekte, evlerinden ve topraklarından kovulmakta, görünen her şey kirletilmekte, tüm kutsallar çiğnenmekte ve imar edilmiş her şey tahrip edilmektedir.
İşgalcinin bütün bunları yapmasını anlayabiliriz. İşgal ordusu olsun, Yahudi yerleşimciler olsun; hepsi de Filistinlilere karşı düşmanlıkta birdir.
Fakat hak sahiplerinin haklarını savunmak üzere gerçekleştirdikleri ve bir Siyonistin öldüğü veya yaralandığı her cihad eyleminde yaygara koparıp şikayet edenlerin bu korkunç ve acayip sessizliğini anlayamıyoruz.
Yahudi yerleşimcilerin işgal altındaki topraklarda yaptıklarını kınamaktan veya protesto etmekten dahi aciz olan Arapların bu acziyetini de anlayamıyoruz ve kabullenemiyoruz.
Arapların bu tavrını anlasak ve kabullensek dahi –ki bunu yapmamamız gerekir- kesinlikle Filistin Özerk Yönetimi’nin tavrını anlayamayacağız ve kabullenemeyeceğiz. Çünkü Filistin Özerk Yönetimi, Yahudi yerleşimcilerin terörünü görmekte ve hiçbir şey yapmamaktadır. Daha da ötesi, direnişçileri kovalama, mücahitleri tutuklama ve onlara işkence etme operasyonlarına devam etmektedir. Siyonist işgalciyle utanç verici güvenlik koordinasyonunu sürdürmektedir.
Filistin’de yaşanan sıradan bir düşmanlık ya da ihlal değildir. Bilakis, örgütlü olarak yapılan bir soykırım savaşıdır. Planlı olarak gerçekleştirilen bir kökünü kazıma savaşıdır. Bu savaşın tehlikesi de sadece Filistinlilerle sınırlı değildir. Bilakis ateşi, Allah korusun, Arap ülkelerindeki ve İslam dünyasındaki yaş ve kuru her şeyi yakacaktır. Acaba Araplar bu gerçeğin yeterince farkındalar mı?!
Yoksa bizler burada başkaları için önemsiz hale mi geldik?.
Her bir cihad eyleminde korku içinde ve aceleyle bir başkentten diğerine uçanlar, bölgenin güvenliği için endişe duyan ve istikrarının devamını isteyenler nerede?!.
Pratikte yaşananlar iyi şeyler müjdelemiyor. Yahudi yerleşimciler ve hükümetleri yeryüzünde bozgunculuk yaptıkları sürece, bütün bu olanlar Arapları ilgilendirmediği ve akan kan Filistinli kanı olduğu sürece bölge güvenlik ve barış göremeyecektir.
Yahudilerin kanı kırmızı da Filistinlilerin kanı mavi mi?!.
* Filistin milletvekili
FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ